istanbul manzara

Nurettin Topçu, mezarı başında anılacak
201 okunma

Nurettin Topçu, mezarı başında anılacak

ABONE OL
9 Temmuz 2023 13:15
Nurettin Topçu, mezarı başında anılacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fikir adamı Nurettin Topçu, 10 Temmuz’da kabri başında anılacak. Gülhane Parkı Alay Köşkü’ndeki programda ise usta yazarı Prof. Dr. İsmail Kara anlatacak.


ensonhaber.com

Türkiye’nin çağdaş dervişi, Nurettin Topçu…

Paris Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe doktorası veren ilk
Türk olan fikir adamının, 10 Temmuz ölüm yıl dönümü.

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce Topçu için anma töreni düzenlenecek.

Nurettin Topçu anlatılacak

Anadolu coğrafyasında yaşayan herkesi merkeze koyan usta
yazar, 10 Temmuz Pazartesi günü kabri başında anılacak.

Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’nin kalbi ve ruhu olarak
tanımlanan Topçu’yu, Prof. Dr. İsmail Kara anlatacak.

Program, Gülhane Alay Köşkü’nde gerçekleştirilecek.

Nurettin Topçu, mezarı başında anılacak

Hayatı…

Baba tarafından Erzurumlu Topçuzadeler mensubu olan Nurettin
Topçu, 1909’da İstanbul Süleymaniye’de dünyaya geldi.

Topçu’nun Erzurum’da iken hayvancılık ve tahıl işleriyle
uğraşan babası Ahmet Efendi, aileden İstanbul’a ilk yerleşen kişi oldu ve
Çemberlitaş’ta kasap dükkanı işletti.

Kimlikteki adı Osman Nuri olan ve İstanbul’un tarihi
semtlerinde yetişen Nurettin Topçu, altı yaşında Bezmialem Valide Sultan
Mektebi’nin ana kısmına yazıldı.

Sonrasında Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’ne verilen Topçu,
burayı birincilikle tamamladı.

Topçu, o dönemlerde küçük bir sandıkta kitap ve gazeteler
biriktirirken, öğretmeni Nafiz Bey sayesinde Mehmet Akif Ersoy sevgisi ve
hayranlığı kazandı.

Sorbon’da felsefe doktorası veren ilk Türk

Bir süre Vefa Lisesi’nde okuyan ve 1928’de İstanbul
Lisesi’ni bitiren Topçu, aynı yıl Fransa’ya gitti ve hem Fransızca öğrenmek hem
fark derslerini tamamlamak için Aix Lisesi’ne başladı.

Buradan mezun olduktan sonra Strazburg Üniversitesi’ne
geçerek felsefe öğrenimi gören Topçu, felsefe, ahlak, psikoloji, sanat
felsefesi, tarih, mantık, sosyoloji, arkeoloji alanlarında eğitim aldı.

Felsefe doktorasını 1934’te Sorbonne Üniversitesi’nde veren
Topçu, Türkler arasında ahlak üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbon’da felsefe
doktorası veren ilk Türk oldu.

Cumhuriyet tarihinin önemli fikir adamlarından biri olan
Topçu’nun Fransa’da altı yıl boyunca süren eğitiminin sonucunda verdiği doktora
tezi “İsyan Ahlakı” adıyla Türkçe’ye çevrildi.

Topçu, Fransa’da 1934’te, Türkiye’de ise 1990’da Kültür ve
Turizm Bakanlığınca yayınlanan başarılı çalışmasından dolayı üniversiteden
altın saat, Amerika ve Kuzey Amerika’ya seyahat gibi ödüller almaya hak kazansa
da bu ödüllerin hiçbirini kabul etmedi.

40 yıl öğretmenlik yaptı

Ödüllerin yerine üniversitenin giriş ve çıkış kulelerinde 24
saat Türk bayrağının asılmasını isteyen Topçu’nun bu isteği üniversite yönetimi
tarafından yerine getirildi.

Avrupa’daki hayatı okul, ev, kütüphane arasında geçen Topçu,
bu sırada Sosyoloji Cemiyeti’ne girerek, derneğin yayın organında felsefi
yazılar yayınladı.

Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumi’nin düşüncelerinden de
etkilenen Topçu, Sorbon’da başladığı Bergson üzerine çalışmasıyla doçent unvanı
almasına ve İstanbul Üniversitesi’nde iki yıl eylemsiz doçent olarak
çalışmasına rağmen kendisine üniversitede kadro verilmedi.

Düşünsel ve kültürel alanda çalışmalarının bir bölümünü,
kuruluşuna da katıldığı Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Derneği,
Milliyetçiler Derneği ve Anadolu Fikir Derneği’nde sürdüren Topçu, Türkiye’ye
döndükten sonra Galatasaray Lisesi başta olmak üzere farklı liselerde
öğretmenlik görevi yürüttü.

Toplam 40 yıl boyunca öğretmenlik yapan Topçu, 1960
ihtilaline kadar Robert Koleji’nde tarih, İstanbul İmam Hatip Okulu’nda
psikoloji, felsefe ve dinler tarihi dersleri verdi.

“Hareket” dergisi

Topçu, vatani görevini 6 Mayıs 1936-31 Ekim 1937’de levazım
asteğmeni olarak, İstanbul Hasköy’de yerine getirirken, TBMM’nin birinci dönem
muhalif milletvekillerinden aynı zamanda aile dostları Hüseyin Avni Ulaş’ın
kızı Fethiye Hanım’la kısa süren bir evlilik yaptı.

Çocukluk arkadaşı Sırrı Tüzeer vasıtasıyla Nakşi şeyhi
Abdülaziz Bekkine Efendi ve Nakşi Hasib Efendi ile tanışan ve Abdülaziz
Efendi’ye intisab eden Nurettin Topçu, düşünce dünyasına yeni bir yön veren
şeyhinin ölümünden duyduğu büyük acı ve uğradığı yıkımı, “Taşralı”
kitabındaki “Yıldırım’ın Huzurunda” başlıklı yazısıyla anlattı.

Topçu, Celal Ökten’den de İslami ilimler yönünden faydalandı
ve daha sonra İmam Hatip okullarının kuruluşunda programların hazırlanmasında
Celal Hoca ile mesai arkadaşlığı yaptı.

Hareket felsefesinden esinlenerek 1939’da
“Hareket”
dergisini çıkarmaya başlayan Topçu, bir ekol oluşturdu ve
hareket felsefesini Türk okurlarına tanıttı.

Topçu, eğitim ve öğretime katkısını öğretmenlikte bırakmayıp
felsefe, sosyoloji, psikoloji, mantık ve ahlak dersleri için ders kitapları da
yazdı.

“Anadoluculuk” düşünce hareketi

Usta yazar, Anadolu coğrafyasında yaşayan herkesi merkeze
koyan “Anadoluculuk” düşünce hareketini savundu, kadim İslam ve Türk
tarihini, tasavvufu ve modern dönemdeki sosyolojik gerçekliği eserlerinde de
tahlil etti.

Aynı zamanda Anadolu toprağına ve Türk tarihine sıkı sıkıya
bağlı bir milliyetçilik anlayışı geliştiren Topçu, milliyetçiliğin
“devirlerin tahakküm sermayesi olan siyasi hezeyanlardan sıyrılması”
gerektiğini savunurken, “Hareket, Allah’la insanın terkibidir” sözünü
ölçü alarak eğitimden ekonomiye, ahlaktan politikaya, felsefeden bilime, insanı
ilgilendiren her alanda yazılar yazdı.

Nurettin Topçu, 1960 ihtilalinin ardından Ali Fuat Başgil’le
birlikte Adalet Partisi’nin kuruluş çalışmalarına katılıp 1961 seçimlerinde
Konya’dan aday gösterildiyse de cumhurbaşkanlığı seçimi esnasında Başgil’e
gösterilen muameleye karşı ve Süleyman Demirel’in parti başkanlığına
getirilmesinin ardından bu çevreyle ilişkisini kesti.

İstanbul Erkek Lisesi’nden 1974’te emekliye ayrılan ve
düşüncelerini sergilediği “Hareket” dergisini 1975’e kadar
aralıklarla yayınlatan Topçu, “Çalgıcılar” başlıklı yazısıyla
sürüldüğü Denizli’de Said Nursi ile tanıştı ve onun tüm mahkemelerini takip
etti.

Medeniyet ve isyanı

Topçu, medeniyeti “İnsanlığın muayyen tarihi
devirlerinde bir zümre cemiyetin benimsediği vasıtalarla çalışarak ortaya
koyduğu ve yaşattığı teknik eserlerin ve yaşayış şekillerinin bütünü”
,
kültürü ise “Bir cemiyetin kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer
hükümlerinin bütünü”
olarak tanımladı.

“İsyan”ı da “İnsanı Allah’a götürecek yolları
tıkayan her şeye başkaldırı”
olarak tanımlayan Topçu, Batıcılığın ve
Batılılaşma çabalarının taklitten öteye gidemeyişinin nedenini kültür ile
medeniyetin birbirine karıştırılmasında gördü.

“Hareket”, “irade” ve “isyan”
Topçu’nun düşünce dünyasının temel kavramlarını oluştururken Cumhuriyet devri
Türk felsefecileri ve aydınları arasında ahlak konusunda en çok metin kaleme
alan ve bu sahadaki vurgularını bütün hayatı boyunca ısrarla sürdüren yine
Topçu oldu.

Nurettin Topçu, ilk yazılarından itibaren bütünlüğü olan çok
taraflı bir fikir mücadelesi yürüttü, bir taraftan da Osmanlı-Cumhuriyet
modernleşmesini hesaba katıp onu aşmayı hedefleyerek tenkitçi bir bakış
açısıyla “yeni bir insan”, “millet”, “devlet modeli”
keşif ve inşa etmeye çalıştı.

Geride birçok eser bıraktı

Nizam Ahmed imzasıyla da şiirler yayınlayan ve 1975
nisanında pankreas kanserine yakalandıktan sonra aynı yıl 10 Temmuz’da vefat
eden Topçu, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Deneme, inceleme, öykü, roman, çeviri ve ders kitapları
kaleme alan Topçu, ardında “İsyan Ahlakı”, “Yarınki
Türkiye”
, “İslam ve İnsan”, “Ahlak Nizamı”,
“Ahlak”, “Devlet ve Demokrasi”, “Mevlana ve
Tasavvuf”
, “Kültür ve Medeniyet”, “Türkiye’nin Maarif
Davası”
, “Taşralı”, “Bergson”, “Mehmet
Akif”
, “Büyük Fetih” gibi birçok eser bıraktı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

Alış
Satış
a
a
0,0